Herkes için. Merhaba! Ben, beni tanımanızı belki de istemeyen bir öğrenciyim. Bu yazımda eğitim hakkından bahsedeceğim. Öncelikli olarak Türkiye’den daha sonra tüm dünyadan. Çünkü bir Türk genciyim ve bu konuda önceliğim kendi vatanım. “Ne abarttın yaa!” diyebilirsiniz. Ama hayır! Bir ülkenin gelişmesi eğitimle mümkündür. Atatürk’ün dediği gibi: “Eğitimdir ki bir milleti; ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.” Eğer bir ülkede herkes eşit şartlarda eğitim alamazsa o ülke esaret ve sefalete mahkumdur. Peki bizim ülkemizde durum ne? Maalesef dünyada olduğu gibi ülkemizde de hiçbir şey toz pembe değil. Pembe bile değil. Belki lacivert olabilir. Bunun sebeplerinden biri ülkenin doğu ve batı kesimlerindeki imkanların arasındaki uçurum. Bu uçurumu gençler olarak şu anda biz düzeltemeyiz. Düzeltmesi gereken başkaları var. Ama diğer bir sebep: özel eğitime ihtiyaç duyan öğrencilerin ihtiyaçlarının yetersiz kalması. Bunu düzeltmesi gereken yine biz gençler değiliz aslında, ama ne yapalım? İş başa düştü maalesef.
Biz, “Engelsiz Kitaplık” olarak, en azından görme engelli YKS öğrencilerinin ihtiyaçlarını karşılamak için kurulduk. Ama bu bir reklam bloğu değil. O yüzden asıl konumuza gelirsek, tüm dünyada özel eğitime ihtiyaç duyan çok fazla birey var. Bu bireyler toplumda azınlık olarak görülüyor ama gerçekten öyle mi? Burada okumayı bırakıp biraz düşünmenizi rica ediyorum. Sadece Türkiye’nin yüzde kaçı görme engellilerden oluşuyordur sizce? Engelsiz Yaşama Derneği’nde 2018 yılında yayınlanmış verilere göre, Türkiye’de 1.559.222 görme engelli birey var. Bunların %27’si 0-21 yaş aralığında. Bence büyük bir oran. Ayrıca resmiyeti olmayan bazı kaynaklara göre %13 oranında yani 9 milyon olduğu söyleniyormuş. Olabilir. Farketmez. Sonuçta azımsanmayacak bir oran. Bu öğrencilerin de eğitim eşitliğinin sağlanması bir zorunluluktur, sorumluluk değil. Biz böyle düşünüyoruz. Ama bu zorunluluğu sırtlanan bir sürü genç var. Böyle mi olmalıydı? Yani bu soruna gençler mi çözüm üretmeye çalışmalıydı?
Bir de ne yapıyorlar biliyor musunuz? Bu konuda proje yapan gençleri destekleme amaçlı yarışmalar, kuruluşlar oluşturuluyor. Tamam, çok güzel bir şey takdir görmek, desteklenmek. Bizi daha da motive ediyor, işimize daha da bağlanıyoruz. Ama gençleri destekleyene kadar, gençlerin bunlara çözüm üretmesini destekleyene kadar engelli bireyler desteklense? Maalesef bu çok da olası bir şey gibi görünmüyor. Daha doğrusu, öyle görünüyor (gösteriliyor) ama öyle mi gerçekten? Burda bizim gerçekleri konuşmamız gerekiyor. Günümüz dünyasında, kendi ülkemde de öyle, gençlerin bu zorunluluğu sırtlanmalarını gerçekten destekleyen her türlü kuruluşa teşekkür ediyorum. En azından önemsendiğimizi görüyoruz. Ama keşke biraz da büyüklerimiz mi sırtlansa? Sözüm meclisten dışarı.
Şimdi bir de dünyamıza bakalım. Yine Engelsiz Yaşama Derneği’nde 2018 yılında yayınlanmış verilere göre, dünya nüfusunun yaklaşık %15’i engelli bireyler. Bu da 1 milyar yapıyor. Ve 4 engelliden sadece 1’i yardım alabiliyor. Ama nasıl bir yardım? Tartışılır. AB’de engellilerin %29,9’u yoksulluk/sosyal dışlanmışlık riskiyle baş başa. Gerçekten çok fazla değil mi? Şahsen ben, ilk okuduğumda “NEE!” demiştim. Şimdi tekrar bir durup düşünmenizi istiyorum. Okumayı bırakın ve düşünün: Türkiye’de bu oran yüzde kaçtır? Cevabı hemen söylememek için bu satırları yazıyorum. Düşündünüz mü? Öyleyse söylüyorum: Türkiye’de yoksulluk/sosyal dışlanmışlık riskiyle baş başa olan engelli oranı %77,1. “Aa ama normal yani ya (!)” kusura bakmayın, bu bölümde dünyadaki oranlardan bahsedecektim ama Türkiye’mi de ele almadan geçemedim.
Dünya koşullarından bahsettik. Eğitime geri dönüyorum. Tekrar Engelsiz Yaşama Derneği’nde 2018 yılında yayınlanmış verileri ele alıyorum. OECD ülkelerinde mesela, iş gücü nüfusunda ortaokul ve öncesi bireylerin nüfusa oranı engelliler için yaklaşık %40. Engelli olmayanlar için ise %20. Avrupa Birliğine bakalım, engelli bireylerin ilkokuldan sonra okulu bırakma oranı? %25. İsveç’te %11 (yine çok bence). Türkiye’de kaçtır sizce? Allah aşkına bir tahminde bulunun. Söylüyorum: %60.
25-64 yaş arası yaşam boyu öğretim oranı engelli olmayan bireyler için %9,8, engelliler için %6,9. Türkiye? Bunu yazarken ironik bir gülme alıyor beni. Sinirden midir, nedir? Türkiye’de sırasıyla %4,1 ve 1,7. “Normal normal yaa(!)”. Son olarak yüksek öğrenime bakalım, 30-34 yaş arası engellilerin yüksek öğrenim tamamlama oranı AB’de %22,1. Türkiye’de %6,8
Verdiğim verilerin 2018 yılına ait olması, artan dünya nüfusuyla birlikte bu oranların bugün çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Bu kaynağı kullanmamın sebebi, katılırsınız katılmazsınız farketmez, bana göre en şeffaf ve anlaşılır şekilde her şeyi yansıtmış olmalarıdır.
Bütün bunları sizlerle paylaşırken kesinlikle batı güzellemesi yapmaya çalışmadım. Bu oranlara bakıldığında dünyanın her yerinde güzellenecek bir şey yok zaten. Ben sadece istatistik paylaştım. Yazdığım bloglarda, aslında tüm yazılarımda, yorum yapmayı severim. Ama bu yazıda yorum bile o kadar çok yaptığımı düşünmüyorum. Yorum sizin.
Son olarak, gerçekten iyi bir şeyler yapmaya çalışanlara, yapanlara tüm kalbimle teşekkür ediyorum. Benim umudum sizlersiniz.
VERİ KAYNAĞI (format: MLA):
www.egegorgun.com, Ege Gorgun-, and Fatih ÖZTÜRK. “Türkiye ve Dünya’da Engelliler.” Engelsiz Yaşamaa Derneği – Ey-Der, 5 Mar. 2018, ey-der.com/ana-sayfa/turkiye-ve-dunyada-engelliler/.